27 Mart 2017 Pazartesi

Bahçede Kahvaltı Macerası :)


Dün sabah önce bahçeye uzun uzun kahvaltı hazırladık. Tam filmlerdeki gibi kalabalık ve kahkahalar eşliğinde sofraya oturduk. Fotoğraflar çekildik.

Derken yağmur başladı. Hahaha. Keyfimiz kaçtı mı, hayııır. 

Haydiii, bütün taşıdığımız eşyaları geri götürdük. Bir yandan da yiyoruz yalnız :) Eve girip kaldığımız yerden devam ettik.

Dört kız birbirimizi tanıdığımızda on yedi (hatta kimimiz on altı)  yaşındaydık. On iki kişi olmuşuz geçen otuz yılda, çok şükür hiç ayrılmadık, her geçen gün çoğaldık. 

Teşekkürler hayat..



Yağmurdan sonra biraz bahçede dolaştım. Evin sahibi Pastırma da bana mankenlik yaptı :) Lütfen masumca beklediği yere bakar mısınız :)







Hepinize günaydın.

Dostlarınızla buluşup kahkaha ve sevgi dolu zaman geçirdiğiniz bir haftaya açılsın sabahınız..

Fotoğraflardan beğendiğinize tıklayıp şarkınızı almayı unutmayın :)

26 Mart 2017 Pazar

On Sekiz

Yılların temalı doğumgünü yapma alışkanlığı var, illa hafiften birşeyler plânlıyorum.

Fotoğraflarda elimizde olan ayrıca kapımıza astığımız on sekizimiz buydu :)


Burası nostaljik köşemizdi. Fotoğraflar, eski partilerin daveteyeleri, ilk ayakkabı gibi baktıkça gülümseten şeyler :)




Doğumgünü çocuğunu şöyle baş köşeye alalım :)


Bol bol fotoğraf çekildik. Pastamız bu sefer donatlardan oluşuyordu :)



On sekiz pozlarımız :)






Dün gece dünya saati uygulaması vardı. ( Ne olduğunu merak edenler şuraya baksın) Saat sekiz buçuktan dokuz buçuğa ışıklarımızı bir saat kapattık. Herkes benim çılgın uygulamalara alışmış, bir saat mum ışığında durmayı kimse yadırgamadı :) Hahaha seviyorum ben onları.

Tabi mum üfleme faslını tam o araya getirmesek olmazdı.

Hepimiz üzerinde mumlar duran donatları masada oturan Metehan'ın yanına taşırken iyi ki doğdun şarkısı söylemekteydik. (Bir ara yüksek yüksek tepelere moduna girecektik çayda çıra havasında ama :) On sekiz mumu hep birlikte üfledik :)


Bu da hepimizin içine yazdığımız anı defterimiz. Hem iyi dileklerimiz hem de birer film, şarkı ve kitap önerimiz var içinde :)

Ve akşam boyunca fonda bu şarkının değişik sanatçılarla söylenmiş versiyonu çaldı :)



Ah unutmadan geçen hafta arkadaşları geldiğindeki sürpriz parti fotoğrafımızı da buraya koyalım:)


Mutlu yıllar oğluşum :)

25 Mart 2017 Cumartesi

Bugün Benim Anne Olma Günüm :)


Hani hep anne olmayı hayal edenler vardır ya ben onlardan değildim. Kızım olsa ismini Ayşegül koymayı düşünüyordum ama ahım şahım bir hevesim yoktu.

Yirmi yedi yaşımda evlendim. O zamana kadar beş yıl (hatta evliliğimizin ilk yılını da sayarsak altı) ayrı şehirlerdeydik Can'la.  Gezip tozmuştuk, uzun uzun mektuplaşmış saatlerce telefonda konuşmuştuk. Evlenmemizin ardından çocuğumuz olsun olmasın düşünmedik. Olacaksa olurdu, o kadar :)


Adapazarı'nda ıslama köftenin dokunması uzun sürünce annem bir test alsan fena olmaz herhalde dedi. Bir otel odasında tek başıma test sonucu elimde bakarken de havalara uçtuğumu söyleyemeyeceğim :) Can'la telefonda konuşmamız da pek komikti doğrusu kafası karışık iki tip.


Annemle babamın evlilik yıldönümüydü o gün. Onları arayıp yeni evli çifti kutlar anneanne ve dede olacaklarını haber veririm dedim :)

Sonrası halsizlik, kılını kıpırdatamama, iş nedeniyle Adapazarı, İzmir, İstanbul, Ankara, İzmir, İstanbul arası otobüs yolculukları, yazarken sürekli hata yaptığım raporlar, akşam altıda yatmalar.

İlk ismi Mikrop'tu bizim oğlanın. Kendimi ender olarak iyi hissettiğim sabahlarda acaba bir şey mi oldu korkusu beliriyordu hemen. Sonra bir gün oturup konuştum onunla.

Bak Mikropcum, senin annenin işi çok, yolculuklarla, koşturmalarla geçiyor hayatı. Oraya sıkı tutun, hayatta her şey senin elinde ona göre, dedim.

O da sıkı tutundu şimdi, doğmuyordu neredeyse :D


Sonra bebeğimi kucağıma verdiler. Öksürüyordum, öksürürken dikiş yerlerim acıyordu, sütüm yoktu, bebek açlıktan uyumuyordu. Hani baksan korku filmi gibi bir ortam ama nasıl bir mutluluk, nasıl bir sevgi..


Can'a bunlardan iki tane daha yapalım dedim,  hehehe, ikincisi dabıl trabıl olunca üçüncüye sıra gelmedi o başka :)


Metehan oğluşum ilk günden öyle bakıyordu ki herşeyi anlıyor sanırdınız. Yedi aylıkken hadi arkamıza yaslanalım oğlum der demez kendini geriye attığında gerçekten de anladığını fark etmiştik :)

Top böceği gibi kıvrılırdı, gözleri çekikti. Top böceğim, japon balığım diye severdim hep onu.


Kendimi mükemmel anne zannederdim. Meğer her annenin hayalindeki oğluşum varmış.


On sekiz yıldır beni hiç üzmemiştir desem yalan olmaz.  Tabi "Ama anne şimdi senin lise zamanın gibi değil, minibüsler var" diyerek beni ne kadar dinozor gördüğü zamanın acısı yüreğimde, o başka :D



Hayata gülümseyerek bakan, her zaman pozitif, düşünceli, annesine asla kıyamayan, canımın içi oğlum.

Sana hamileyken hep her şeyi güzel olsun diye dua etmiştim. Ruhu güzel olsun, aklı güzel olsun, kendi güzel olsun, bahtı güzel olsun.

Yolun hep güzel insanlarla kesişsin, seni en mutlu edecek olan neyse onu yapasın, kocaman hayallerin olsun, ağladığında güleceğini, düştüğünde kalkacağını, kaybettiğinde geri kazanacağını unutmayasın.

Beni anne yaptığın için teşekkür ederim.

Seni çok seviyorum.

İyi ki doğdun oğluşum.