15 Aralık 2017 Cuma

Okuduklarım ve Okuyamadığım


Dün akşam eve geldikten sonra oturup bu kitabı bitirdim. Osmanlıdan Venedik'e uzanan bol maceralı bir kitaptı. Hem sürükleyici hem tarihi .



Evet bu kitabı trene bineceğim diye yanıma aldığım doğrudur.  Anacım herkes fotojenik kitap çekimleri yapıyor, benimki hep aynı koltuğun üzerinde :)

Kitabı yolda okuyup bitirdim. Ama tabii ki uçakta :) Pışıııık trende okur muyum be, dışarıyı seyretmek varken.

Çok sevdim bu kitabı.  Karakterlerin hepsini ayrı ayrı sevdim.  Trende kitap sayfası okuyan adamı, yılda bir kez tuvaletteki fayansları sayan tuvalet görevlisi kadını, kafiyeli konuşan kapı bekçisini,  kaybettiği bacaklarını toplayan iş arkadaşını. Sımsıcaktı.



Bu kitap ne zamandır okunmayı bekliyordu.  Başladım, bir müddet okudum ama baktım çok sarmadı bıraktım. Aslında konu güzel, aradaki sözleri de beğendim ama yazardan mı tercümeden mi anlatım ben yordu.


Belki başka zaman okurum.



Kitapçılı kitaplara bayılıyorum. Bu da kitaplarıyla,  macerasıyla, gizemi ve karakterleriyle bir çırpıda bitirdiğim bir kitap oldu. Çok sevdim.




Bunun niye kapağını çekmemişim bilmem :) Antabus.  Memleketimden kadın manzarası gösterirken insanın içi acıyor. Yüreğe dokunmaması imkânsız.



Bu ay oldukça verimli gidiyor. Kitapları da sevince daha hızlı okunuyor zaten.

Bakalım sıradaki kitap ne olacak.

Bu hafta sonunu bir atlatayım da ona pazartesi bakarım artık :)

14 Aralık 2017 Perşembe

Dışında Zıp Zıp Çekirge Eve Dönünce Sürahi Hanım

Sabah İzmir'den arkadaşlarımla kahvaltı yapmak üzere erkenden evden çıktım. Çabucak bir fön çektirdim. Ama tabi üzerine Kadıköy'e kadar yürümeye karar verince o fön mön kalmadı :)

Deniz otobüsü iskelesinde bir kedi beyin yanında oturdum (bey diye düşünüyorum, emin de değilim tabi) o da benim üzerime atlayıp koklamaya başladı :)


Yandaki teyzeler torba çıkarttığında o tarafa atlayınca aç olduğuna kanaat getirip ton balıklı sandviç aldım kendisine. Ve diğer kedilere. Son anda deniz otobüsüne yetiştim :)


On beş yıldır görmediğim arkadaşlarım bile vardı. Güzel bir sabah oldu.

Dönüşte pazara gitmem gerekiyordu. Bu sene geleneksel yılbaşı partimizi erken yapmamız gerekti, cumartesi gecesi her sene sekiz kişi buluşurken on altı kişi olacağız. Yarın mutfağa girmek için malzeme lâzım :)

Pazar Acıbadem'de, hava güzel, güneş pırıl pırıl, e yine yürüyeyim ben o zaman diyerek oraya da yürüdüm mü sana.



Ağaçlar, kuşlar, çiçekler derken pazara ulaştım. Neyse ki Metehan da evdeydi. Bana yardıma geldi. Alış verişi yapıp eve döndük.

Döndük ve ben o zamandan beri koltuğa yapışığım.

Bacaklar isyanlarda. Hahaha.

Dışarda hoptırı zıptırı yürüyordun ama düdük eve gelince bu ne naz :)

13 Aralık 2017 Çarşamba

Yorumsal Açıklama

Sevgili arkadaşlarım, arada bir kaç yazım dışında genelde herkesin yorumuna cevap yazmaya çalışıyorum. Ama arada eski yazılarda unuttuğum, atladığım yorumlar oluyor. Genelde bir kaç gün içinde fark edip cevaplıyorum ama yorum yazan görüyor mu bilmiyorum :)

Uzun lâfın kısası hepsini önünde sonunda cevaplıyorum, aklınızda olsun.

Cevaplamadım sanmayın. Olur mu :)

Oh, söyledim rahatladım :)

Rüya Görmemek İstiyorum

Ayın belli zamanları gelmeden önce çılgın bir rüya kapasitem oluyordu. Hani ilaç içersin de uyanır uyur devam edersin,kendini kurtaramazsın rüyadan. Öyle bir haller .

Onu idare ediyordum ama bir müddettir sürekli o moddayım.

İnanılmaz yorucu bir şey.

Sabah kalktığımda başka bir dünyadan bizimkine ışınlanmışım gibi geliyor. Dinlenmemiş oluyorum.

Sırtım da yine aralıksız ağrıma modunda. Kramp giriyor, ağrıyor falan. O mu uyutmuyor da deliksiz uykuya dalamıyorum acaba.

Pufff.

Deliksiz uyumayı özledim.

Kışşşt rüyalar kışşşt. Bi rahat bırak insanı...