24 Mayıs 2017 Çarşamba

Hayır İlla Ben O Odaya Yerleşeceğim Diyorsan Temizliğin Ucundan Tut İki İşe Yara

Kumruları gerçekten çok seviyorum, hatta sabah yine ne güzel gözüküyor diye seyrederken fotoğrafını çekesim gelmişti.

Sanırım poz vermeye geldiler beni üzmemek için.

Çocukların odasına neden gittiğimi de unuttum bak onlarla uğraşırken.

Biri pencereden geri döndü. Neyse girmedi derken diğeriyle gözgöze geldik.


Gördüğünüz gibi gemiyi yeniden ele geçirmeye çalışmaktaymışlar.


Kışladım hemen şabalak üstteki kapalı camlara çarptıktan sonra


Yere kondu.


Yeniden yerine geçti sonra. Bir sonraki denemede de camlara çarpınca yardım şart oldu.


Yalnız bakar mısınız rahatlığa, hanımefendiye (kesin kaçan beyfendidir diye böyle demekteyim :) uzattığım strafora nazikçe çıktı. Diğer elimle de fotoğrafını çekiyorum bu arada.


O sekince dururken ben de onu camdan çıkarttım.


Eh artık uçabilirsiniz majesteleri :)

Arka balkon yetmedi, evi de ele geçirdi maymunlar. O odada iki delikanlı yaşıyor, huu, camı açmadığımda havasız hali nasıl biliyor musunuz siz, bi rahat bırakın :)

Sanırsın Bir Şirkette Ceo Falanım

Bitmiyor, yapılacak işler koşturacak şeyler bitmiyor.

  • Ramazandan önceki son dönemeçte temizlik işine girişmem gerek. Temizliğe yardıma gelen Yasemin de hasta, iş başa düştü. Dün akşam yatak odasını bitirdim, bugün yarın diğer yerler beni bekler 
  • Çamaşır makinam bozuk, evde hiç durmadığımdan tamirci de çağıramadım. Bugün gelecek. Çamaşır yığınına bakınca gelmese miydi acaba :D
  • Bu akşam üniversite arkadaşlarımla buluşacağım, on beş kişi ancak toplanabiliyoruz ama olsun :)
  • Bilgiç için ceketin önünü dikmeliyim. Hâlâ peruk almadı, benim başıma patlayacak sonra. 
  • Cuma günü Basriye Teyze'nin duası var. 
  • Bir ara Kadıköy'e inip kasap şarküteri alış verişi yapmak lâzım. 
  • Hediyeleriniz postalanacak, oturup da paketleri hazırlamalıyım.

Şimdilik bu kadar sanırım.

Gidip yürüyüşümü yapayım ben. Gözlerimi açamıyorum ama yürürken bir sorun olmaz umarım :)

Hepinize günaydın.

Enerjik bir güne açılsın sabahınız.





23 Mayıs 2017 Salı

Neler Neler

Geçen haftalarda her şey o kadar üst üste gelmiş ki arada ne çok şeyi atlamışım.

 Aynur'la Kürşad'ın bizimkilerle ortaklaşa hazırladığı harika sürpriz anneler günü kahvaltısından bahsedememişim mesela. Oysa sabah markete gidiyoruz diye evden çıkan oğluşlarım çok tatlıydılar.





Bu açı hangi açıysa öğrenip aynı şekilde fotoğraf çektirneliyim hep :) Yaşasın beş kilo verdim pozum on kilo vermişim gibi bir havaya bürünmüş :)


Anne olmak güzel :)


İlk gözağrım, kollarımda ilk tuttuğum bebeğimin yeri de  başka tabi :)

Annem ve teyzemle Altın Kızlar Ortaköy'de gezimizden de bahsetmedim.



Şenlik bile vardı, öğrenciler gösteri yapıyorlardı.


Yalnız ben o yolda o kadar yürüdüm böyle polen görmedim. Çılgın rüzgârla birlikte dayanılmaz ikili olmuşlardı. Ağzımıza burnumuza doldu, hapşıra öksüre yürüdük.


Sonra sonra bu pazar yine kalabalık kahvaltı soframız vardı.


Toplu fotoğraflarda biz çıkmadığımızdan teyzemle alternatif fotoğraf çektik, bir köşeye yerleştirdik :)


Biz içerdeyken kapı önü muhabbeti koyulaşmış :)

Sürekli dışarıda olduğumdan pek kitap okuyamadım. Faniler Kitabı serisinin ilk kitabı yasaklı bitti sadece. Sadece korku duygusu kalmış insanlarla dolu bir dünyada geçen kitap oldukça sürükleyici.




Çin Seddi,  Uzay Yolcuları ve Philomena filmlerini izledim.


Uzay Yolcuları güzeldi. 120 yıllık bir yolculuğa çıkmış uzay gemisinde otuzuncu yılda uyanan adamcağızın hikâyesiydi diyebiliriz. Tabii ki içinde klişe vardı ama keyifle izledim sonuna kadar -ki Jennifer Lawrance'ı sevmem pek.


Mat Damon'u da sevmem pek ama yine de filmleri fena olmazdı,  bu hariç. Saçma sapan bir filmdi, sıkıldım ve sevmedim. Oysa macera filmleri en sevdiğim kategorilerdendir.


Bu filme de dün akşam televizyonda rastladım. Gerçek hikâyeymiş. Genç kızken evlilik dışı bir bebeği olan Philomena rahibelerin yanında doğum yapmış, bebeğini dört yaşında ondan habersiz evlatlık vermişler. Oğlunun ellinci yaş gününde kızına bunu itiraf ediyor ve kızının da teşvikiyle bir gazeteciyle birlikte onu aramaya başlıyorlar. Sadece dindar ve ateist olmalarıyla değil her halleriyle birbirinden çok farklı iki tipin yolculuğu zaman zaman güldüren zaman zaman hüzünlendiren bir seyir izliyor. Güzeldi.

İşte böyle.

Buraya kadar hâlâ okudunuz mu yoksa? Vallahi bravo. Öptüm sizi :)

22 Mayıs 2017 Pazartesi

30 Şarkı Meydan Okuması Bölüm 3

Bir gün gecikmeli olarak haftalık listemi yapıyorum. Geçen hafta gittiğimiz Ortaköy'de çektiğim fotoğraflarla hazırladım bu sefer.

15* Yeniden yorumlanan cover bir şarkı.

Doğrusu bu şarkının cover olduğunu daha geçen aylarda fark ettim. David Bowie'ninmiş meğer, ama ben bu halini daha çok seviyorum sanırım.



16* Klasik müzikten çok sevdiğin bir şarkı.

Klasik müzik temelim buz pateni yarışmalarına dayanır. Ay temelini yesinler, bütün bilgim oradan geliyor zaten :) Bolero'nun Ravel'i mi Ravel' in Bolero'su mu öğrenene kadar akla karayı seçtim ama bu performansı izlemelisiniz.



17* Karaokede düet yapabileceğin bir şarkı.

Üniversite yıllarında gittiğimiz en güzel gençlik filmlerinden bir şarkı. Biletini hâlâ saklarım, 30 yıl olmuş :)



18* Sana yaşamı düşündüren bir şarkı.

Yine okul yıllarından bir şarkı. Kantinde fonda sürekli çalardı. Hem çok güzel hem hüzünlü hem umut dolu, inanılmaz karışım :)


19* Senin için anlamı büyük olan bir şarkı.

Bunu uzun düşünmem gerek. Anlamı büyük bir şarkı. Hımmmm. Bu şarkı bana babamı anımsattığından onu seçeceğim sanırım. Babam severdi bu şarkıyı çünkü.



20* Adında isim geçen bir şarkı.

Yıllar yıllar öncesinden bana yaz gecelerini hatırlatan bu şarkının ismini çok sonraları öğrenmiştim :) John Barleykon neden ölmeliydi hâlâ bilmiyorum ama şarkı çok güzel.



21* Seni ileriye taşıyan bir şarkı.

Beni ileriye taşıyan bir şarkı. Sanırım bu konuda Manowar amcalar devreye giriyorlar. Kalk ve savaş diyorlar, her zaman bir kere daha denemelisin diyorlar. E daha ne desinler.



Teşekkürler Fenerbahçe 🌞💙



O kadar özlemişim ki mutlu olmayı. Sahanın içindekiler kadar dışındakiler de güzeldi.